Herkesin pek bir masum, pek bir şefkatli bulduğu o "yardımsever" icada geldik nihayet: Gözlük! 13. yüzyılın sonunda İtalya’da bir rahip ya da cam ustası iki bükey camı burnun üstüne oturttu diye insanlığın görüşü kurtulmuş güya. Kimse de çıkıp demiyor ki: Yahu bu alet, insanın kendi biyolojik sınırlarıyla barışık yaşama kabiliyetine vurulmuş ilk ve en kurnaz protez darbesidir!
Önce şu "bilgiye erişim ömrünü uzattı" yalanını bir kenara koyalım. Doğa insana ne diyordu? "Kırkına, ellisine geldin; yakını görememeye başladıysan artık biraz dur, içe dön, tefekkür et, dünyevi didişmelerden ve satır satır hesap kitap tutmaktan elini eteğini çek." Doğa insanı yavaşlamaya, yaşın getirdiği bilgeliğe ve dinlenmeye çağırıyordu. Gözlük ne yaptı? Yaşlanan, yorulan gözün önüne iki tane cam çakıp insanı mezara kadar çalışmaya, okumaya, yazmaya ve en fenası üretmeye mahkûm etti! Yaşlılığı bir dinlenme ve bilgelik çağı olmaktan çıkarıp, kapitalizmin mezara kadar süren mesai bandına bağlayan ilk prangadır o burun üstündeki çerçeve.
Daha da vahimi, gözlük modern insanın kendi gözünü köreltmesinin en büyük günah paratoneridir. Eskiden insan gözü uzağı tarardı; ovaya bakardı, dağa bakardı, ufuk çizgisini kovalardı. Modern kent hayatı ne yaptı? İnsanı dört duvar arasına tıkadı, burnunun dibindeki kağıtlara, tezgâhlara, sonra da o lanet ekranlara hapsetti. Gözlerimiz bozuldu; çünkü onları doğal ortamından koparıp sentetik bir çukura gömdük. Peki sistem ne yaptı? Bu hastalıklı yaşam tarzını sorgulamak yerine burnumuza iki parça cam taktı: "Hadi bakalım, bozuldukça numarayı büyütür, çalışmaya devam edersin!" Yani gözlük, bizi kör eden hayat tarzının faturasını ödemek yerine, o körlüğü sürdürülebilir kılan sinsi bir susturucudur.
Bir de o entelektüel kibri yok mu! Çerçeveyi burnunun ucuna konduran herkes kendini allame-i cihan sanmaya başladı. Gözlük, düşünen insanın değil; düşündüğünü zanneden, hayatı doğrudan görmek yerine araya her daim yapay bir filtre koymaya alışmış modern insanın zihinsel kataraktının simgesidir.
Burnunun üstündeki cam parçasını silmeden önünü göremeyen insan, kalkmış dünyaya nizam vermeye soyunuyor. Doğal gözüyle gerçeğe bakma cesareti kalmayan, gerçeği ancak parlatılmış bir camın ardından büke büke kabullenebilen bir çağın zavallı miyoplarıyız; hepsi bu!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder