6 Mayıs 2009 Çarşamba

Telefonun icadı

Tarih kitapları bize Alexander Graham Bell’in 1876’da kablonun ucundaki asistanına "Bay Watson, buraya gelin, sizi görmek istiyorum" demesini büyük bir zafer gibi yutturur. Oysa o gün Watson’ın duyduğu şey bir ses dalgasından ibaret değildi; insanın kendi mahremiyetinin ve sükûnetinin tabutuna çakılan ilk çivinin sesiydi.

Sistemin "mesafeleri kısaltan mucize" diye allayıp pulladığı telefon, aslında insanı kendi yalnızlığından ve en tabii hakkı olan "ulaşılamaz olma" özgürlüğünden zorla koparan bir mekanizmadır.

Önce telgraf vardı; ağırbaşlıydı, aciliyeti gerçekten hayati meselelerle sınırlıydı ve insana düşünmek, soluklanmak için zaman tanıyordu. Telefon ne yaptı? Kapıyı çalmadan doğrudan evin içine, oturma odasının ortasına daldı. Duvara monte edilen o kara kutu, çaldığı anda herkesi hazır ola geçiren bir patron gibiydi. Yemeğinizi böldü, sohbetinizi kesti, dikkatinizi dağıttı. İnsanın kendi zamanı üzerindeki hâkimiyetini alıp, hattın diğer ucundaki herhangi bir yabancının can sıkıntısına kurban etti.

Üstelik icadın arkasındaki hikâyenin kendisi bile kapitalizmin tescil hırsını gözler önüne seriyor. Bell’in adının parlatıldığı yerde, aynı düzeneği aynı saatlerde patent bürosuna yetiştirmeye çalışan Elisha Gray’in veya yoksulluk içinde hakkı yenen Antonio Meucci’nin feryatları bastırıldı. Yani telefon, daha doğduğu gün bile saf bir insanlık idealinden değil; bürokratik bir köşe kapmacadan ve pazar tekeli kurma yarışından beslendi.

Günün sonunda telefon insanı yakınlaştırmadı; insanın insana tahammülünü sıfırladı. Beklemeyi unuttuk, sabrı unuttuk. "Anında cevap verme" zorunluluğu gibi nevrotik bir telaşı hayatımızın merkezine yerleştirdi. Bugün cebimizdeki ekranlara köle gibi bakıyorsak, her an bir yerlerden çağrılma endişesiyle tetikte yaşıyorsak, o gün duvara asılan o ilk ahizenin bizi neye mahkûm ettiğini göremeyen o kör hayranlık yüzündendir.

5 Mayıs 2009 Salı

icat Blogu Tekrar Aktif

Yaklaşık 1 senelik aranın ardından blogumuzu tekrar aktif ediyoruz.

Birkaç icat paylaşıp bırakmıştık ancak artık işin boyutunu daha da değiştirmek niyetindeyiz. Umarız da başarılı olacağız.

İcatlara farklı açılardan yaklaşıp, bulunuş hikayelerini ve kimler tarafından bulunduklarını paylaşmaktan zevk duyacağız.

Umarım siz de biz bu paylaşımları yaparken iyi vakit geçirirsiniz.